Kuzey Mi – Güney Mi?

                                             Biri halim selim her denileni yapan bir o kadar da okul notları iyi bir genç. Diğeri ise çılgın , hayatı ciddiye almayan , eğlenceyi seven , haksızlıklar karşısında sessiz kalamayan ve şiddete başvuran ,okul başarısı tartışmaya açık iki zıt kutuplu kardeş… Dili kırıcı , üslubu yıkıcı ,gülümsemekten nasibinin almamış bir baba. Babanın, kendisine ve çocuklarına şiddetine karşı susmuş , kaderini değiştirmek için umudu büyük oğluna bağlamış bir anne.

Anlaşıldığı gibi bir televizyon dizisinde ki aileden bahsediyorum. Dizideki karakterler ve üstlendikleri misyon bana eğitim sistemimizi canlandırıyorlarmış gibi bir his verdi.

       Kardeşlerden söz dinleyen! her istenileni yapan ve notları başarılı olan Güney bir trafik kazası yapar ve bir gencin ölmesine sebep olur. Ancak ailenin -ki özellikle annenin – tüm umududur o ; ve asi olan işe yaramaz olan! küçük kardeş Kuzey olduğu ,üstelik o kazanın ertesi günü üniversite sınavının yapılacak olması Güney’in de sınavda başarılı olacağının kesin olması gibi pek çok geçerli! nedenden eve gelen polislere teslim olan ve kendini feda eden Kuzey olur. Netice de Kuzey suçlu bulunarak ! cezaevine Güney ise ertesi gün yapılan sınavı başarıyla geçerek üniversiteye girer. Aile sanki suçlu olan Kuzeymiş gibi kazayı o yapmış gibi , genci o öldürmüş gibi hiç ses çıkarmaz Kuzey’in yaptığı yanlışa! Onlara göre zaten yaramaz ,asi kavgacı bir çocuktur , bugün olmasa yarın başına bir iş açıp suç işleme potansiyeli vardır! Oysa Güney öyle midir ? Kendi uysal, geleceği parlak,notları süper! Yani Güney bu suçun gerçek faili de olsa suçsuzdur!?

       Bir suçun failini gizlemek kanunen suç olduğu , vicdanen kaldırılması ağır bir yük olduğu halde kimse gelecek vaat eden bir gencin yanında bu konuları önemli bulmamıştır! Altın çamura batsa yine altındır deyimi gereğince o çamuru kimse görmeden çabucak bulaştığı altından! silmişler ama işin garibi kendince bakır bile görmedikleri bir başka madene ,demire bulaştırıp temizlenmek üzere göndermişlerdir! Altının temizliğinden şüphe bile kalmamıştır!

      Hayatımızda en yakınımızda olanların iç dünyalarına bile inemeden onları yüzeysel tanımak ne büyük bahtsızlık. Başka bir bahtsızlık ise eğitim –öğretimi şıklı cevaplardan , kitaplardaki yüzeysel bilgilerden ibaret sayıp bunları başaranı hayatta başarılı adletmemiz. Yani sen eğer ders notların iyi ve kurallar karşısında uysalsan diğerleri için hele ki statüko için aranılan insansın! İçinin ve erdemlerinin önemi ise daha sonra gelir!

   Bugün eğitim sistemimizde de aynı durum geçerli maalesef. Ders kitabında olanı iyi bil, SBS ,OKS , LGS , ÖYS gibi çok basamaklı sınavları bir çırpıda geç . Sen başarılısın! Bunlar o derece önemli hale geldi ki genç nesile verilmesi gereken ve aslında Dünya düzenini onlarla sağladığımız vicdan, erdem, ahlaki sorumluluk gibi asıl kazanımlar 2. planda kaldı. Aileler de başta olmak üzere toplum çocukların karnede yazan rakamlarıyla ve sene sonunda girdikleri sınavların puan netleriyle başarıyı ölçüyor ve hatta öğretmenin ve okulun mizyonu da bu notlar ölçüsünde değer kriterlerinden geçiyor! Eğitim sistemimiz ise dizideki  baba modeli gibi sevip sahip çıkıyor ancak elle tutulur olan,gözle görülür olan notu üstün olan seçilsin  demekten geri kalamıyor ve diğerlerini ister istemez 2. plana atıyor.Erdem masal kahramanı olarak masal kitaplarına girerken ,rakamsal başarı el kitapları serisinde yerini alıp tüm kapıları sözde anahtar olarak temsil ediyor!

    Senaryoda ki anne ,baba , Güney ve hatta Kuzey ; dürüstlük ,kanunlara karşı sorumluluk , adalet  gibi asıl değerli olanı sümenaltı edip doğru mu yapmışlardır? Tabi ki hayır ,doğru yapmamışlardır. Ancak pratiğe döktüğünde daha fazla revaşta olanı seçip ailenin geleceği adına, Güneyin başarısı adına bu yolu seçmişlerdir. Yapılan yanlış Bağdat’tan da olsa dönecektir mutlaka! dizinin ilerleyen bölümlerinde hatta daha şimdiden Kuzey bolca hayran kitlesi kazanacak Güney’ i ve yapılan yanlışı bir şekilde doğruya döndürecektir tabi ki. İşin kötü yanı dizideki yanlışla doğrunun yer değiştirmesi hızlı olacaktır da toplumun eğitime ve öğretime bakışı nasıl doğruya dönecektir. Rakamsal verilerin  erdem , yetenek , farklılıkların güzelliği ,adalet , ahlak gibi doğruların yerini tutmaması gerektiği ve toplumun yapı taşlarının bunlar olduğu gerçeği bir an önce tekrar uygulamalı olarak hayatımıza dönmezse neler olabileceği gerçeği beni dizinin sonucundan daha çok düşündürmekte!

  Kısacası ne Kuzey  ne de Güney …  Mühim olan ,doğrularıyla -yanlışlarıyla kendine has yetenekleriyle ,dürüst,ahlaklı , topluma faydalı ,krakterli bireyler …Ve bunları yapabilecek bir eğitim anlayışı…

fikirperisi-

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir